İlkokulda Arkadaşlık Sorunları: Çocuğunuz Arkadaşlarıyla Problem Yaşadığında Ne Yapmalısınız?

İlkokulda Arkadaşlık Sorunları: Çocuğunuz Arkadaşlarıyla Problem Yaşadığında Ne Yapmalısınız?

Çocuğunuz okuldan eve geliyor.

Çantasını bırakıyor.

Siz her zamanki gibi:

“Bugün okul nasıldı?”

diye soruyorsunuz.

Bir süre sessiz kaldıktan sonra:

“Kimse benimle oynamadı.”

diyor.

Bu cümle bir çocuk için küçük görünmeyebilir.

Çünkü ilkokul döneminde arkadaşlıklar, çocukların okul deneyiminin önemli bir parçasıdır.

Bir arkadaşının onunla oyun oynamaması, grubun dışında kalması veya bir arkadaşının söylediği kırıcı bir söz, yetişkinler için basit görünen bir olay olsa bile çocuk için oldukça büyük bir problem olabilir.

Peki böyle bir durumda anne baba ne yapmalı?

Hemen okula mı gitmeli?

Arkadaşının ailesiyle mi konuşmalı?

Çocuğa “Sen de onlarla oynama.” mı demeli?

Yoksa biraz beklemeli mi?

Aslında ilk yapılması gereken şey çok daha basit:

Çocuğu dinlemek.


Önce Çocuğunuzu Dinleyin

Çocuğunuz:

“Arkadaşım benimle oynamadı.”

dediğinde hemen çözüm üretmeye çalışmayın.

Önce ne olduğunu anlamaya çalışın.

Şunları sorabilirsiniz:

  • Sonra ne oldu?
  • Kimler vardı?
  • Sen ne yaptın?
  • Daha önce de böyle olmuş muydu?
  • Öğretmenin bunu gördü mü?
  • Sen bu konuda ne hissettin?

Burada amaç çocuğu sorguya çekmek değildir.

Amaç, olayın tamamını anlamaktır.

Çünkü çocuklar yaşadıkları olayları kendi bakış açılarıyla anlatırlar.

Bu anlatım çok değerlidir; ancak olayın bütününü anlamak için başka bilgilerin de gerekebileceğini unutmamak gerekir.


Her Arkadaşlık Sorununu Büyük Bir Probleme Dönüştürmeyin

Çocuklar bazen arkadaşlarıyla tartışır.

Bir gün birlikte oynayıp ertesi gün kavga edebilirler.

Birbirlerine kızabilirler.

Sonra yeniden barışabilirler.

Bu durumların tamamını ciddi bir problem olarak görmek doğru değildir.

Arkadaşlık kurmak da öğrenilen bir beceridir.

Çocuklar bu süreçte:

  • paylaşmayı,
  • sıra beklemeyi,
  • anlaşmazlık çözmeyi,
  • özür dilemeyi,
  • sınır koymayı,
  • karşısındaki insanın duygularını anlamayı

öğrenir.

Dolayısıyla her anlaşmazlığı yetişkinlerin çözmesi, çocuğun bu becerileri geliştirmesini zorlaştırabilir.


Çocuğun Yerine Problemi Çözmeyin

Anne babanın ilk refleksi çoğu zaman çocuğu korumaktır.

Bu çok doğal.

Ancak çocuğun yaşadığı her sosyal problemi onun yerine çözmek, uzun vadede beklenen sonucu vermeyebilir.

Örneğin:

“Yarın öğretmeninle konuşacağım.”

demeden önce çocuğa:

“Sence yarın ne yapabilirsin?”

diye sorabilirsiniz.

“Arkadaşına ne söylemek istersin?”

diye düşünebilirsiniz.

Böylece çocuk problem çözme sürecine dahil olur.


Çocuğa “Sen de Onlarla Oynama” Demek Çözüm Değil

Çocuklar arkadaşlarıyla problem yaşadığında yetişkinler bazen:

“Sen de onunla oynama.”

diyebilir.

Bu kısa vadede çocuğun kendisini güçlü hissetmesini sağlayabilir.

Ancak sosyal problemlerin çözümünü öğretmez.

Bunun yerine çocuğa farklı seçenekler göstermek daha değerlidir:

“Başka kimlerle oyun oynayabilirsin?”

“Arkadaşına ne söyleyebilirsin?”

“Birlikte farklı bir oyun önerebilir misin?”

“Bu konuda öğretmeninden yardım isteyebilir misin?”

Çocuk böylece tek bir çözüm yerine alternatifler düşünmeye başlar.


Çocuğunuza Sınır Koymayı Öğretin

Arkadaşlık kurmak kadar sınır koymak da önemlidir.

Çocuğun:

“Bunu istemiyorum.”

“Benim eşyamı izinsiz alma.”

“Bana böyle konuşmanı istemiyorum.”

diyebilmesi gerekir.

Bu cümleleri evde oyunlarla çalışabilirsiniz.

Örneğin siz bir arkadaş rolüne girin.

Çocuğunuz da kendi sınırını ifade etsin.

Bu tür küçük canlandırmalar, gerçek hayatta zorlandığı durumlarda çocuğun kendisini daha rahat ifade etmesine yardımcı olabilir.


Ne Zaman Öğretmenle Görüşülmeli?

Her arkadaşlık probleminde öğretmene başvurmak gerekmeyebilir.

Ancak durum sürekli hale geliyorsa öğretmenin gözlemi oldukça değerlidir.

Örneğin çocuk:

  • sürekli yalnız kalıyorsa,
  • okula gitmek istemiyorsa,
  • belirgin biçimde kaygılı görünüyorsa,
  • aynı çocuklarla tekrar tekrar sorun yaşıyorsa,
  • dışlanma davranışı sürekli hale geldiyse,
  • fiziksel veya sözlü zarar görüyorsa,

öğretmenle görüşmek doğru bir adım olabilir.

Çünkü öğretmen sınıf içindeki sosyal ilişkileri gözlemleyebilir ve durumun nasıl geliştiğine dair daha geniş bir bakış sunabilir.


Zorbalık ile Her Arkadaşlık Sorunu Aynı Şey Değildir

Bu ayrımı yapmak önemlidir.

İki çocuğun bir kez tartışması ile bir çocuğun sürekli olarak hedef alınması aynı durum değildir.

Zorbalık; tekrarlayan, zarar verici ve güç dengesizliğinin bulunduğu davranışlarla ilişkilidir.

Bu nedenle çocuk sürekli olarak dışlanıyor, aşağılanıyor, tehdit ediliyor veya fiziksel olarak zarar görüyorsa konu “Çocuklar arasında olur.” denilerek geçiştirilmemelidir.

Böyle durumlarda okulun rehberlik servisi ve öğretmenlerle iş birliği içinde hareket edilmelidir.


Çocuğunuzu Arkadaşlarıyla Kıyaslamayın

“Bak, Ayşe’nin çok arkadaşı var.”

“Mehmet herkesle çok iyi anlaşıyor.”

Bu tür kıyaslamalar çocuğun sosyal becerilerini geliştirmez.

Aksine:

“Bende bir sorun var.”

düşüncesini güçlendirebilir.

Bazı çocuklar daha sosyal ve girişken olabilir.

Bazıları daha sakin olabilir.

Bazıları küçük bir arkadaş grubunda kendisini daha rahat hissedebilir.

Amaç her çocuğu dışa dönük hale getirmek değil, kendi sosyal ilişkilerini sağlıklı biçimde kurabilmesini desteklemektir.


Evde Sosyal Beceriler Nasıl Desteklenebilir?

Çocuğun sosyal becerilerini geliştirmek için sürekli öğüt vermek yerine günlük hayatı kullanabilirsiniz.

Birlikte oyun oynarken:

“Sence burada ne yapabiliriz?”

diye sorun.

Bir hikaye okurken:

“Bu çocuk sence ne hissetmiş olabilir?”

diye konuşun.

Bir anlaşmazlık yaşadığında:

“İki tarafın da istediği bir çözüm olabilir mi?”

diye düşünmesini sağlayın.

Çocuk böylece yalnızca kendi duygusunu değil, karşısındaki kişinin bakış açısını da anlamaya başlar.


Sonuç: Çocuğunuzun Her Problemini Çözmek Yerine Ona Problem Çözmeyi Öğretin

Çocuklarımızın hiç üzülmemesini, hiç arkadaşlık problemi yaşamamasını ve herkes tarafından sevilmesini istemek çok doğal.

Fakat hayat böyle ilerlemiyor.

Çocuklar zaman zaman reddedilecek.

Arkadaşlarıyla tartışacak.

Kendilerini yalnız hissedecek.

Yanlış anlaşılacak.

Bütün bunlar büyümenin bir parçası.

Bizim görevimiz her problemi ortadan kaldırmak değil.

Çocuğun bu problemlerle karşılaştığında ne yapacağını öğrenmesine yardımcı olmak.

Bazen en değerli cümle:

“Ben bunu senin yerine çözeyim.”

değil,

“İstersen birlikte ne yapabileceğini düşünelim.”

olabilir.

Çünkü çocuk bugün küçük bir arkadaşlık problemini çözmeyi öğrendiğinde, yarın hayatının çok daha büyük problemleri karşısında kullanabileceği bir beceri kazanır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir