Okul Öncesi Çocuklarda Öfke Nöbetleri: Çocuğunuz Öfkelendiğinde Nasıl Davranmalısınız?

Okul Öncesi Çocuklarda Öfke Nöbetleri: Çocuğunuz Öfkelendiğinde Nasıl Davranmalısınız?

Bir çocuk markette istediği oyuncağı alamadığında kendini yere bırakıyor.

Başka bir çocuk oyun oynarken sıra kendisine gelmediği için ağlıyor.

Bir diğeri, annesi “Artık parka gitme zamanı” dediğinde bağırmaya başlıyor.

Ve yetişkinlerin aklından çoğu zaman aynı soru geçiyor:

“Neden böyle davranıyor?”

Bazen cevap düşündüğümüzden daha basit.

Çünkü okul öncesi dönemde çocuklar duygularını henüz yetişkinler gibi yönetemezler.

Öfkelenebilirler. Hayal kırıklığı yaşayabilirler. İstedikleri olmadığında ağlayabilirler. Bir anda çok neşeliyken birkaç dakika sonra büyük bir öfke yaşayabilirler.

Bu davranışların hepsini “şımarıklık” olarak değerlendirmek ise çocuğun yaşadığı şeyi anlamamızı zorlaştırır.

Çünkü çocuk henüz bize şunu söyleyemiyor olabilir:

“Şu anda çok zorlandım ve duygumu nasıl yöneteceğimi bilmiyorum.”


Öfke Nöbeti Neden Ortaya Çıkar?

Okul öncesi dönemde çocukların duyguları güçlüdür; ancak bu duyguları düzenleme becerileri henüz gelişmektedir.

Bir yetişkin için küçük görünen bir olay, çocuk için oldukça büyük bir problem olabilir.

Oyuncağının kırılması…

Oyunun bitmesi…

İstediği kıyafetin giydirilmemesi…

Kardeşinin onun eşyasına dokunması…

Bir arkadaşının oyuncağını paylaşmaması…

Bunların her biri çocuk açısından gerçek bir hayal kırıklığıdır.

Çocuğun bunu yetişkin gibi sakin biçimde anlatmasını beklemek ise gelişimsel olarak gerçekçi değildir.


“Ağlama” Demek Çocuğun Duygusunu Ortadan Kaldırmaz

Çocuk ağladığında yetişkinlerin en sık söylediği cümlelerden biri:

“Ağlama.”

Ardından:

“Bunda ağlayacak ne var?”

“Ne kadar büyüttün.”

“Bak, herkes sana bakıyor.”

“Susarsan sana istediğini vereceğim.”

gelebilir.

Bu cümleler çocuğun o anda susmasını sağlayabilir.

Fakat önemli olan yalnızca çocuğun susması değildir.

Çocuğun duygusunu tanımayı ve yönetmeyi öğrenmesi gerekir.

Bu nedenle önce duyguyu kabul etmek, ardından davranışa sınır koymak daha sağlıklı bir yaklaşımdır.

Örneğin:

“Oyunun bitmesini istemediğini biliyorum. Çok eğleniyordun. Ama şimdi eve gitmemiz gerekiyor.”

Burada çocuğun isteği yerine getirilmemiştir.

Ancak çocuk anlaşılmıştır.

Bu ikisi aynı şey değildir.


Duyguyu Kabul Etmek, Her İstediğini Kabul Etmek Değildir

Bu ayrım özellikle önemlidir.

Çocuğun öfkeli olduğunu kabul etmek, istediği her şeyi yapmak anlamına gelmez.

Çocuk:

“Çikolata istiyorum!”

diyebilir.

Anne baba:

“Çok istediğini görüyorum ama bugün çikolata almayacağız.”

diyebilir.

Çocuk ağlayabilir.

Anne baba yine aynı sınırı koruyabilir.

Burada amaç çocuğun hiç öfkelenmemesi değildir.

Amaç, çocuğun öfkelendiğinde de sınırların değişmediğini öğrenmesidir.


Çocuk Öfkelendiğinde Uzun Uzun Konuşmayın

Çocuk çok öfkelendiğinde ona uzun açıklamalar yapmak çoğu zaman işe yaramaz.

Çünkü o anda çocuğun sakinleşmeye ihtiyacı vardır.

Kısa ve net cümleler daha etkili olabilir:

  • “Çok kızdığını görüyorum.”
  • “Yanındayım.”
  • “Sakinleşince konuşabiliriz.”
  • “Vurmasına izin vermem.”
  • “İstersen biraz burada oturabiliriz.”

Çocuk sakinleştikten sonra yaşanan olay hakkında konuşmak çok daha anlamlıdır.


Ağlamak Kötü Bir Şey Değildir

Çocukların ağlamasını hemen durdurmaya çalışmak yerine, ağlamanın da bir duygu ifade etme biçimi olduğunu kabul etmek gerekir.

Ağlamak çocuğun zayıf olduğu anlamına gelmez.

Aksine bazen çocuk, kelimelerle ifade edemediği yoğun duyguyu ağlayarak dışa vurur.

Burada yetişkinin görevi ağlamayı tamamen ortadan kaldırmak değil, çocuğun kendisine veya başkasına zarar vermeden bu duyguyu yaşamasına yardımcı olmaktır.


Ancak Her Davranışa İzin Verilmemeli

Duygular kabul edilebilir.

Fakat her davranış kabul edilebilir değildir.

Çocuk öfkelenebilir.

Ama arkadaşına vurmasına izin verilmemelidir.

Bağırabilir.

Ancak başkasını incitmesine izin verilmemelidir.

Oyuncağını fırlatmak isteyebilir.

Fakat zarar verecek nesneleri fırlatmasına sınır konulmalıdır.

Buradaki temel mesaj şudur:

“Kızgın olabilirsin. Ama kızgın olduğunda başkasına zarar veremezsin.”

Çocuk zaman içinde duygu ile davranış arasındaki farkı öğrenmeye başlar.


Çocuğa Alternatif Davranışlar Öğretin

“Sinirlenme” demek, çocuğa ne yapması gerektiğini öğretmez.

Bunun yerine alternatifler göstermek gerekir.

Örneğin:

“Çok kızdığında bana söyleyebilirsin.”

“Oyuncağı istemiyorsan kenara bırakabilirsin.”

“Arkadaşınla anlaşamadığında öğretmeninden yardım isteyebilirsin.”

“Bağırmak yerine ne istediğini söylemeyi deneyebilirsin.”

Çocuk bunları bir kez duyduğunda öğrenmez.

Aynı durum tekrar tekrar yaşandıkça ve yetişkin tutarlı davrandıkça bu beceriler gelişir.


Çocuğunuzun Tetikleyicilerini Fark Edin

Bazı öfke nöbetlerinin arkasında tekrar eden durumlar olabilir.

Çocuk;

  • Çok acıktığında,
  • Uykusuz olduğunda,
  • Fazla yorulduğunda,
  • Uzun süre beklediğinde,
  • Oyunundan aniden koparıldığında,
  • Kalabalık veya gürültülü ortamlarda kaldığında

daha kolay zorlanabilir.

Bu durumları fark etmek, her problemi önceden çözmek anlamına gelmez.

Ancak çocuğun hangi koşullarda daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğunu anlamamızı sağlar.


Önceden Haber Vermek İşe Yarayabilir

Çocuklar özellikle keyif aldıkları bir etkinliğin aniden bitmesini istemeyebilir.

Parktan eve dönmek bunun en klasik örneğidir.

Çocuğa hiçbir şey söylemeden:

“Hadi gidiyoruz.”

demek yerine birkaç dakika önceden haber vermek geçişi kolaylaştırabilir.

Örneğin:

“Beş dakika sonra parktan çıkacağız.”

Ardından:

“Son oyununuzu oynayabilirsiniz, sonra eve gideceğiz.”

Bu küçük hazırlık, çocuğun zihinsel olarak etkinliğin bitmesine hazırlanmasına yardımcı olur.


Anne Babanın Sakinliği de Önemlidir

Çocuk öfkelenirken yetişkin de öfkelenirse durum kolayca büyüyebilir.

Çocuk bağırıyor.

Yetişkin daha yüksek sesle bağırıyor.

Çocuk daha fazla ağlıyor.

Yetişkin daha fazla tepki veriyor.

Sonunda ortada çözülmüş bir problem değil, iki tarafın da yorulduğu bir durum kalıyor.

Bu nedenle yetişkinin sakin kalabilmesi önemli.

Bu her zaman kolay değildir.

Anne baba da yorulabilir, sabrını kaybedebilir.

Ama mümkün olduğunca sakin ve tutarlı kalmak, çocuğun zaman içinde kendi duygularını düzenlemeyi öğrenmesine yardımcı olur.


Çocuğunuz Sakinleştiğinde Konuşun

Olay bittikten sonra birkaç dakikalık bir sohbet oldukça öğretici olabilir.

Örneğin:

“Az önce parktan ayrılmak istemediğin için çok kızdın.”

“Bir dahaki sefere çok kızdığında bana ne söyleyebilirsin?”

“Vurmak yerine başka ne yapabiliriz?”

Bu konuşmalar çocuğun yaşadığı olayı anlamlandırmasına yardımcı olur.

Amaç çocuğa ders vermek değil, bir sonraki benzer durumda kullanabileceği yeni yollar öğretmektir.


Her Öfke Nöbeti Aynı Değildir

Burada önemli bir nokta daha var.

Çocukların zaman zaman öfkelenmesi ve ağlaması okul öncesi dönemde görülebilen doğal davranışlardır.

Ancak davranışlar çok yoğun, çok sık veya çocuğun günlük yaşamını ciddi biçimde etkiliyorsa bunu yalnızca “yaşının gereği” diyerek geçiştirmemek gerekir.

Özellikle çocuk sürekli olarak kendisine veya başkalarına zarar verme eğilimindeyse, yoğun davranış sorunları uzun süre devam ediyorsa veya aile ve okul yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa bir çocuk gelişim uzmanı, psikolog veya çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından profesyonel değerlendirme almak uygun olabilir.

Amaç çocuğa bir etiket koymak değil, ihtiyacı olan desteği doğru zamanda sağlamaktır.


Çocuğa Verebileceğimiz En Önemli Mesaj

Çocukların duygularını kontrol etmeyi bir gecede öğrenmesini bekleyemeyiz.

Bugün öfkelendiğinde ağlayabilir.

Yarın yine ağlayabilir.

Bir süre sonra ise aynı durumda:

“Ben buna kızdım.”

demeye başlayabilir.

Daha sonra:

“Biraz sakinleşmek istiyorum.”

diyebilir.

İşte gelişim budur.

Çocuğun hiç öfkelenmemesi değil, öfkesini zaman içinde daha sağlıklı ifade edebilmesi.


Sonuç

Okul öncesi dönemde çocukların büyük duygular yaşaması, onların “zor çocuk” olduğu anlamına gelmez.

Çocuk henüz duygularını yönetmeyi öğrenmektedir.

Bu süreçte anne babanın görevi her öfkeyi engellemek değil; çocuğa öfkelendiğinde ne yapabileceğini öğretmektir.

Duygusunu küçümsemeden sınır koymak, gerektiğinde sakinleşmesi için alan tanımak ve sakinleştiğinde yaşananları konuşmak bu sürecin önemli parçalarıdır.

Çünkü çocuklar duygularını bastırarak değil, duygularını tanımayı ve yönetmeyi öğrenerek büyürler.

Belki de çocuğumuz öfkelendiğinde kendimize sorabileceğimiz en önemli soru şudur:

“Şu anda bu davranışı nasıl durdurabilirim?” değil, “Bu çocuğa bu duyguyu yönetmeyi nasıl öğretebilirim?”

Aradaki fark küçük görünür.

Ama ebeveynlik yaklaşımını tamamen değiştirebilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir